İnsanlığın ilkel yaşamdan uygar yaşama uzanan evrimleşme süreci içinde hukukun her zaman özel bir yeri ve önemi olduğu sosyal bir gerçekliktir. Roma Hukukunda; “ubi societas ubi jus” (toplumun bulunduğu yerde hukuk vardır) biçiminde ifade edilen ünlü özdeyiş bu gerçekliği net olarak ortaya koymaktadır.

Hukuk, akademik yöntemlerle eğitimi yapılan en eski disiplinlerden birisidir. Çok eski köklere sahip olmasına rağmen hukuk eğitimi önemini hiçbir dönemde kaybetmemiştir. Aksine hukuk eğitiminin önemi her geçen gün daha da artmaktadır.

Hukuk eğitimi, kullanılan evrensel ortak metot nedeniyle global, toplum iradesini yansıtması nedeniyle de yereldir. Kişilere bilimsel ve bağımsız düşünebilme yeteneği kazandırılması eğitimin önemli aşamalarındandır. Hukuki problem haline dönüşmüş olaylara, eleştirel ve objektif bir bakış açısı ile sorunun çözülebileceği düşüncesi eğitimin temel dayanaklarındandır.

Hukuk insan yaşamının, tüm yönlerini ilgilendiren, bu bağlamda sosyal bilim niteliği taşıyan bir bilim dalıdır. Hukuk eğitiminin amacı da: öğrencileri, hür düşünceli, sorumluluk ve kişilik sahibi bireyler olarak, olaylara geniş bir perspektiften bakabilen, ufku geniş, entelektüel seviyesi yüksek, hukuki olayları ve sorunları aklın, mantığın ve vicdanın terazisinde tartabilen; yorum yapma yeteneğine sahip, çatışan çıkarları doğru ve kararlılıkla değerlendirip dengeleyebilen, okumayı ve araştırmayı seven, farklı düşünce ve görüşlere saygılı, kendine güvenen, düşüncesini korkmadan ifade edebilen, sosyal yönü güçlü, iletişim problemi olmayan insanlar olarak yetiştirmektir.

Hukuk eğitiminde etkili olan sosyal bilim alanları; Türk dilinin grameri, felsefe, tarih felsefesi, siyaset bilimi, siyasal düşünceler tarihi, yönetim bilimi, iktisat, sosyoloji ve psikoloji gibi alanlardır. Bu alanların belli konuları hukuk eğitimi içerisinde sunulmaktadır.

Hukuk eğitimi alan kişiler dünyanın her yerinde saygın ve önemli bir konum olan “hukukçu” sıfatını kazanırlar. Bu sıfat sayesinde en geniş çalışma alanına sahip mesleki unvan da elde edilmiş olur. Zira hukukçu sosyal bilimler alanında pek çok mesleki faaliyeti yürütebilecek olmanın yanında, sadece hukukçulara hasredilmiş mesleki faaliyeti de yürütebilir.

 

Esat Taha

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi

Yorum yok

Yorum Yaz: