“İnsan insanın turnusol kağıdıdır”, diye fikir düştü aklıma geçen gün hem de serviste, işten eve dönüyordum. Yollar nimettir, zira bilene, terapi saatidir. Gün içerisinde yaptığımız ve yapmadığımız birçok şeyi hesaba çekmenin en güzel mekânıdır yollar.
Yollar konusunu başka bir zamana bırakarak “İnsan insanın turnusol kâğıdıdır” sözüne dönelim.
Kendimizi tanımaya çalışıyoruz, tanıdığımızı zannediyoruz belki de, ben buyum dediğimiz birçok etiket yapıştırıyoruz kendimize. Ama insan kendini en güzel, olayların içinde tanır.

“Özellikle gününüzün neredeyse üçte birini geçirdiğiniz iş yerlerinde tanır insan kendini”.
Seçemediğiniz, farklı kültürlerden, farklı aile yapılarından ve düşüncelerden gelen bir çok insanı kader ağlarını örerek bir araya getirir ve “Hadi bakalım bulun kendinizi” der pişkin pişkin.
Abarttığımı düşünebilirsiniz ama gerçekten; profesyonellikle insanlık arasındaki dengeyi ayarlamakta ne kadar maharetli olduğunuzu görmek için mutlaka çalışma hayatına atılmanızı tavsiye ediyorum.
Bildiğiniz gibi turnusol kâğıdı kimyada asit ve bazları ayırmada kullanılan bir ayraçtır. Bunu insanların ayracı olarak hayal edersek nasıl bir sonuç çıkar hiç düşündük mü?
Size nasıl davranılıyorsa siz de aynı karşılığı vermelisiniz aslına değil mi? Yenidünya bunu talep ederken sizden, tam tersini yapmanız ahmaklık olsa gerek. Yani asitlere asit gibi bir tavır, bazlara bazlığınıza yaraşır bir cevap vermek tabiri caizse.
Peki, kendinizi ben diye tanımladığınız tüm o sıfatlar sürekli değişkenlik göstermez mi o zaman?
Şöyle açıklamaya çalışayım; bize zamanında haksızlık yapan birinin haksızlığa uğradığını görsek ne yaparız? Turnusol kâğıdımız hangi renge boyanırdı acaba hiç merak ettik mi? Alacağımız tavır bizi belirleyecek olandır aslında.
“İnsan insanın aynasıdır”, nasıl bir insan olmak istiyorsak her durumda öyle davranmaya özen göstermeliyiz. Ancak etrafımız, iyi niyetinden dolayı çok zarar görmüş insanlarla dolu, bu sınıra dikkat etmek gerekiyor haliyle. İyi niyetinizin kullanılacağını düşündüğünüz bir durumda sert bir tavır sergilemek vacip olsa gerek.
Biliyorum bunları tüm kutsal kitaplar ve felsefe kitaplarında bulabilirsiniz ama doğru bir yol olduğunda hem fikir olduğumuzu varsayarak şu soruyu sorabiliriz.
“Doğru bir duruş nasıl olur?
Yani doğru bir duruşun pratikte ve işyerlerinde nasıl olacağına dair ipuçları nelerdir?
Hiçbir kitap ve hiçbir kimse bu konuda belirli ipuçları vermiyor bizlere, deneyimleyerek, gözlemleyerek ve en önemlisi kendimizi fazla hırpalamadan sorgulayarak bulmamız bekleniyor.
İşte kendi çapımca deneyimlediğim iş hayatına dair ipuçları;
- Gülümseyelim. Başkaları için değil iyi hissetmek ve iyi hissettirmek için yapalım bunu.

- Aleyhimize de olsa doğruyu söyleyelim. Biliyorum zor ama bir kere yapınca çok acıtmayacağını göreceğiz.
- Yardımsever olmayı deneyelim, öyle değilsek bile deneyelim, belki de yardım etmekten ne kadar zevk aldığımızı keşfetmiş olacağız.
- Bize bir şeyler katacağını düşündüğümüz kişilerden komplekslerimiz yüzünden -ki tamamı ile safsatadır bir başkasının her konuda bizden üstün olduğunu düşünmek -uzaklaşmayalım.
- Her iş için zaman belirleyelim. Zamanı geldiğinde iş bitmese dahi süreç hakkında geri bildirimde bulunalım.
- Talebimizi rica dilini kullanarak yapalım.
- Farklı departmanlar ile iyi ilişkiler kurmaya özen gösterelim.
- Her gün başka bir çalışma arkadaşımızla yemek yiyelim.
- Şikâyet etmeyelim, şikâyet enerjimizi bitirmekten başka bir işe yaramıyor çünkü.
- Dayanılmayacak bir durum söz konusu veya beklentiler farklı ise tebdil-i mekânda ferahlık vardır, başka bir yol çizelim kendimize.
- Yanlış gördüğümüz bir şeyi iyi niyetle ve kibarca düzeltmeye çalışalım.
- Güzel gördüğümüz her ne var ise takdir edeceğimiz kişi ile olan geçmişimizi düşünmeden güzel olanı övelim.
- Sevgimizi esirgemeyelim, kaynağı bizde olan bir şey değil sevgi, sadece bir elçi olduğumuzu düşünürsek ne tükeniriz ne de sevgi gösterme konusunda cimrilik ederiz.
- Ve belki de en kritik nokta işimizi doğru yapmaktan asla taviz vermeyelim.
Herkese başarılar diliyorum, başarının belirli bir tanımı olmadığını hatırlatarak.
Sevgiler…
Elif OZAN
Profesyonel İş Hayatı
Benzer yazı yok.








