Başarı Hikayeleri

Bir toplumun ayakta durmasını ve aynı zamanda devletin öz bekasının sürdürülebilirliği için ahilik; modern dünyadaki tabiri ile Dernek ve Vakıflara çok büyük görevlerin düştüğü bilinen bir gerçek.

Büyük uygarlıklar devlet yönetim politikalarının yanında güçlü bir sosyal devlet anlayışı ile hâkimiyetlerini sürdürmüşlerdir ve geleceğe kendi kültürlerini aktarmaları daha kolay olmuş.

sivil-toplum-kuruluslari

Geçmişe bakarak Sivil Toplum Kuruluşlarının, Dernek ve Vakıfların kültür aktarımı ve sosyal devlet bilincinin gelişmesinde öneminin ne kadar büyük bir payı olduğunu görebiliriz.

Anadolu kültürünün kuşaktan kuşağa aktarılmasında dernek ve vakıfların yeri çok açık… Fakat son yüzyılda kültürdeki yozlaşma ve gelenek göreneklerdeki tahribat dernek ve vakıflarının işlevlerindeki aksaklık olduğunun bir kanıtı.

Yapılan incelemeler gösteriyor ki; bu tip sosyal kuruluşlar kendi içlerinde sürekliliği sağlayamadıkları hatta bundan dolayı tekrara düştükleri görülmüş. Aynı zamanda dikkat edilirse ülke çapında aktif etkinliğini sürdüren dernek ve vakıf sayısı yok denecek kadar az

Peki, Bu Durumun Ortaya Çıkmasının Sebebi Nedir?

Araştırmalar gösteriyor ki kurum içi elemanların ve üyelerin yeteneklerinin geliştirilmemesi ve kişisel gelişimdeki yetersizlik bu durumun ortaya çıkmasına neden oluyor. Düşün Taşın Derneği DEHA Akademi sistemiyle bu tip problemlerin önüne geçerek misyonuna ve vizyonuna güç katmayı hedefliyor.

Düşünme Bilincinin Artırılmasını Hedef Alan Sistem

DEHA Akademi, dernek üyelerinin düşünsel ve kültürel bazda gelişmelerine ve dernek yönetiminin ve işleyişinde paralelinde gelişmeyi baz alarak oluşturulmuş. Üyelerin belirli rozetler alabilmelerini içinde oluşturulan bir görevler sonuncunda elde edilmiş puanlara göre dizayn edilmiştir.

Puan getirisi olan bu görevler temel olarak ahlaki, kültürel ve kariyer odaklı üç temel prensipte belirlenmiştir. Bu noktadaki amaç tüketen toplum yerine üreten yazan ve düşünen topluma geçişin Sivil Toplum Kuruluşları ayağıyla yapılması amaçlanmıştır.

Tüketen toplumdan düşünen, üreten topluma; DEHA Akademi

 Muaz Toğuşlu – Düşün Taşın Derneği Gönüllüsü

“Ölünceye Kadar Ölümsüzsün” kitabı ile büyük ses getiren Fırat Çakır bu serinin devamı olan “Hayallerin Arkandan El Sallamasın” kitabı muhteşem bir gecede okurlarıyla buluştu.

“Hayallerin Arkandan El Sallamasın” kitabının tanıtım gecesine sevilen sanatçı İpek Açar, Fırat Çakır’ın ailesi, dostları, arkadaşları ve gazeteciler katıldı.

Taksim Pera Center Hotel’de gerçekleştirilen tanıtım gecesinde Fırat Çakır ile uzun süre birlikte çalışan, yaşam koçluğunu üstlendiği, danışmanlığını yaptığı dostları Fırat Çakır’ın kendilerinde vesile olduğu değişim ve dönüşümü davetlilerle paylaştı.

Fırat Çakır’ın sekizinci kitabı olan “Hayallerin Arkandan El Sallamasın” muhteşem bir sunum ve paylaşım ile misafirlere tanıtıldı.

Misafirlerine hitap eden Fırat Çakır, kitabını kaleme alma sürecinden, içinde bulunan hikâyelerden, dostlarının katkılarını anlattı. Bu gecenin organize edilmesinde emeği geçen arkadaşlarına ve misafirlerine ayrı ayrı teşekkür etti.

Gecenin Onur Konuğu Sanatçı İpek Açar’a İlk İmzalı Kitap

 “Hayallerin Arkandan El Sallamasın” kitabını misafirleri için imzalayan Fırat Çakır, ilk imzayı böyle bir gecede kendisini yalnız bırakmayan Sanatçı İpek Açar için attı.

firat-cakir-yeni-kitabi-1

Misafirleri için tek tek kitaplarını imzalayan Fırat Çakır, Facebook üzerinde Canlı yayın yaparak sayfasında kendisini takip eden binlerce sevenine hem kitabını anlattı, hem de teşekkür etti.

“Hayallerin Arkandan El Sallamasın” Sizlerle

Odanızın içine güneş gibi girecek bu kitap sizi önce aydınlatıp sayfaların arasında gezdikçe kendinizi tanıyıp tatlı bir sıcaklık hissettirecek. Kendinize tuttuğunuz bu aynanın karşısında sizi gülümsetecek.

Gözlerinizi uzun zamandır dolabınızda bekleyen elbiselere dikecek, giyip çıkardığınız ve kendinizi iyi hissetmediğiniz onlarca elbiseyi fırlatacaksınız. Kıyafetlerin ve yaşantınızın duygusal buğranından çıkıp boş valizle yolculuğa çıkacaksınız.

Bu yolculukta sayfalarda ilerledikçe bavulunuza çok fazla duygu biriktireceksiniz.

“Hayallerin Arkandan El Sallamasın”

Hayallerinize inanırsanız çok yaklaşmışsınız demektir. Sakın artık durmayın! Geçmişi hatırlayıp umutsuzluğa kapılmayın. Hayal edin, tüm hücrelerinizde hissedin ve başarıyı yakalayın.

Arka Kapaktan

Bazılarımız hayal dünyasında yaşar bazılarımız hayallerinin gerçeğe dönüştüğü dünyada.

Bazılarımız korkularını büyütür bazılarımız geleceğe umut eker

Sen, hayallerinin başkasının gerçeği olmasını istemiyorsan;

Hedeflerini belirle,

Hayal et,

Elinden gelenin daima daha fazlasını yap.

Yap ki; “Hayallerin arkandan el sallamasın!”

Fırat Çakır Hakkında

Beden Bilgesi, Yazar, Eğitmen, Sağlıklı Yaşam Koçu, TV Programcısı ve Profesyonel Sporcu.

1971 yılında dünyaya gelen Fırat Çakır, 1983‘te futbol ile başladığı spor hayatına atletizm ve masa tenisi ile devam etti. Bu dönem içerisinde katıldığı birçok turnuvada şampiyon oldu. Devamında Kung-Fu, Kick Boks ve Tayland Boksu üzerinde uzmanlaşıp bu dallarda eğitmenliğe başladı.

İstanbul Anadolu yakasındaki ilk spor merkezi “Hit Form Club”’tan sonra Türkiye’nin en büyük spor merkezlerinden biri olan “Hit Form Life Club”’ı Göztepe’de kurdu. Yıllarca bu merkezi işlettikten sonra İstanbul Çekmeköy’de “Club 2006 Fitness Center”’i açarak o bölgede de hizmet verdi.

Kariyeri 2009 yılında sektör değiştirerek çok sevdiği kişisel gelişim alanında faaliyet göstermeye başladı. NLP Master Trainer ve Health Life Coaching Trainer sertifikalarına sahip olan Sayın Çakır, Nişantaşı’nda bulunan merkezinde 2011 yılından bu yana Life Coaching, NLP ve Health Life Coaching eğitimleri vermektedir. Ayrıca koçluk alanında hizmet veren birçok önemli ismin de koçluk eğitimlerini vermiştir.

Fırat Çakır, birçok ünlü isme koçluk yapmanın yanı sıra kurumsal alanda eğitimler de vermektedir. Türkiye ve Dünya’da önemli kurum ve kuruluşlarda “KIESS – Kurumsal İşletmelerde Eğitim, Spor, Sağlık” adını verdiği programı ile eğitim ve seminerlerine devam eden Fırat Çakır’ın 100’ün üzerinde üniversite ve lisede başarı, motivasyon ve zorluklarla mücadele ile alakalı etkileyici seminerlerine binlerce kişi katılmıştır.

İflas etmiş şirketinden tekrar zirveye çıkış öyküsü ile binlerce kişiye inanılmaz tecrübeler katmaya devam etmektedir.

Kitapları

– “Ben Sadece Kilo Verecektim. Hepsi Bu” 2009,

– “Güne Sağlıklı Uyan” 2010,

– “Bedenin Kilolu Ya Sen?” 2010,

– “Neden Varsın?” 2011 – Kişisel gelişim romanı

– 2012 yılında “Sağlıklı Yaşa Kariyerin Olsun” isimli kitabı yayınlanmıştır.

– 2014 yılında “Ölümceye Kadar Ölümsüzsün” isimli romanı, 2015 yılında “Hayat Bitti Dediğin Yerde Başlar” adlı romanı yayınlanmıştır.

Katıldığı Haber Programları

– Star, ATV – Cine 5 – Fox TV – Show TV – TRT Haber kanallarında programlara katılmış,

– TV 8’de yayınlanan “Şifa Olsun” programı, FOX TV’de yayınlanan “Bambaşka” isimli programının Sağlıklı Yaşam Koçluğu bölümü ile Türkiye’nin tek sağlıklı yaşam televizyonu HTV’de “Yeni Bir Ben” isimli programlarını yapmıştır.

Gazete ve Dergiler

– Takvim Gazetesi’nde yedi günlük bir yazı dizisinden sonra “Beden Bilgesi Yanıtlıyor” bölümüyle de gelen sorulara cevap verdi.

– Guest Dergisi’nde sağlıklı yaşam köşesinde her ay okuyucuları ile buluştu.

– Hürriyet, Posta, Haber Türk, Akşam ve Star gazetelerinde; Seninle, Genç Gelişim Dergileri ve Şişli Kültür Dergisi gibi birçok dergi ve gazetede röportajları yayınlandı.

– Kuruluşundan itibaren Men’s Fitness, Women’s Fitness dergilerinde ve ilk digital sağlıklı yaşam dergisi olan Fitsharp’ta sağlıklı yaşam koçluğu ve kişisel gelişim ile ilgili yazılarına devam etmektedir.

0 1300

“Ölünceye Kadar Ölümsüzsün” kitabıyla büyük ses getiren Fırat Çakır bu serinin devamı olan “Hayat Bitti Dediğin Yerde Başlar” kitabıyla okuyucularına ulaştı.

fırat çakır - hayat bitti dediğin yerde başlar

Son kitabında yaşadığı bütün sıkıntılarını, zorlu yaşamını anlatmıştı. Türlü türlü problemlerin ve sosyal yaşantısının bir anda değiştiğini lüks hayattan otobüse para veremeyecek hâle gelip şehirlerarası yürüyecek noktaya gelmişti.

Metropol insanlarının arasında açlık ve sefalet içinde yaşanmışlığı sayfalarda hissettirerek anlatmıştı. Aradan zaman geçmiş, saygınlığı artmış, bütün zorlukların üstesinden gelmiş ve “Yediğiniz en lezzetli yemek neydi?” sorusuna “3 gün aç kaldıktan sonra gözyaşlarım karışarak yediğim simitti.” diyecekti.

Onun için kurtuluş sadece ölmekti… Hayat, intiharla yeniden canlanacaktı.

Bir şey değişince çok şeyler değişebilirdi. Ve kalem yazmaya başladı.

fırat çakır - hayat bitti dediğin yerde başlar- yeni kitabı

“Hayat Bitti Dediğin Yerde Başlar”

Bu kitabında nasıl başarıldığını, engellerin nasıl aşıldığını, yaşadığımız modern çağda sayısı milyonları bulan umutsuz insanlara, umudunu yitirip hayata havlu atanlara ışık olmayı hedefliyor.

Her bitiş, yeni bir başlangıcın habercisi;  her son hayata atılan yeni bir adımdır. Fırtına, gelecek güzel günleri müjdelerken başarısızlıklar, başarının kapısını aralar.

“Artık dayanamıyorum, ne yapsam olmuyor, hayat yüzüme gülmüyor” diyorsan yüzünde bir tebessüm oluşsun. Hayat, aslında tam da bitti dediğin yerde başlar. Artık başarının kapı eşiğindesin…

Kitabı Buradan ve Buradan satın alabilirsiniz.

İyi okumalar.

Bir yolculuk; aslında gönüllülük…

Sonunu bilemediğin, soyut olan duygularının peşinden gitmek gibi biraz…

Elle tutamadığın, gözle göremediğin yüreğinde hissettiğin duygularına teslim olmak, seni çağıran bir haz bu. Derinlerde bir yerlerde saklı…

gönüllülükte samimiyet

Tıpkı inci, mercan gibi kıymetli… O sese karşılık verebilmek, o sesi yaşayabilme cesareti gösterebilmek.

Kimi zaman kimse yokken, o sesin gücüyle omuzlarındaki yükü dimdik taşıyabilmek. Ayaklarının geri, yüreğinin ileri itmesi gibi…

Zorluğa göğüs germek, acıyı o en derinindeki sesin yanına gömmek…

Gülmek, sadece inandığı yüreklerin mutluluğu için sabretmek…

Haksızlıkların karşısında durmak adeta bir kalkan gibi ki diğerlerine zarar vermesini önlemek…

İncinmelerinden, kalplerinin kırılmasından korkmak, kendi kalbinin kırılmasına inat, sana inanan insanların güvenini sabit kılmak.

Çıkılan yolda dönmemek geriye, yarım bırakmamak yürekleri…

Samimiyet ve iyi niyet ile fethetmek için gönülleri,

Yolda olmak, olmaya devam etmek.

Çoğunun anlamlandıramadığı yerde olmak gönüllük, gönüllere talip olmak; dokunmak, hissetmek, yaşamak ve yaşatmak gayesiyle yaşamak…

Yazının devamını Buradan Okuyabilirsiniz.

 

Hilal Bayram

Düşün Taşın Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve

Kurumsal İletişim Ekip Lideri

www.hilalbayram.com

 

 

 

 

 

 

0 764

Sabahıma kucak açıp balkonuma konan hoyrat kuşun kanatlarından gelen bir selamdır bu. Orada başlayıp yine orada son bulan bir hikâye. Yüzümü yıkadığım su kadar sert, ayılmama sebep ilk günaydın kadar dürüst. Tüm gece boyu silmeye çalıştıklarım, şimdi yüzsüz cesaretiyle karşımdalar, benden ilerideler baktığım aynada.

kuş

Korkularım çoktan mızrak bürünmüş, burukluklarımsa yeni yeni silkiniyor üzerinden toprağını. Birazdan onlarda şaha kalkar. Korkağım işte kaçıyorum aynadan. Bir kahvaltı tabağının yahut ayağıma giydiğim pabucun ardında bırakmaya çalışıyorum hepsini.

Ardım sıra uçuyor peşimden balkonumun misafiri. Yaşadığım her şeyin şahidi odur. Karşılaştığım ilk insanla birlikte biraz uzağıma gidiyor. Ben ilk tecrübemi yaşıyorum o gün. Hani her gün yeniden diriliyorum ya, belki bir tebessümle başlıyorum güne, bilemedin bir öfkeyle. Hamurumu yoğuruyor karşımdaki. Çamuruz ya mesela. Sonra bir bir anımsıyorum bana dokunan elleri. Ana kucağından ilk dönemeçteki bana iyiliği sevdiren, beni öfkeye boğan, gökyüzünü gösteren, midemde kelebekleri uçuşturan herkes geçiyor güzümün önünden.

İçimde binlerce parmak izi… Deryalara dalıyor aklım o vakit. Ne çok sevmiş ne çok vazgeçmiş ne çok yaşamışım. Uzunca ömürler dileriz ya hep, demek onca daha kiri tutacak bu beden onca yön değiştirecek bu fikir. Çamurum çok daha surete bürünecek.

Kalbimi dinlemeden uzaklara gideceğim, bir müddet, bir yol, bir asır. Çok daha kuytuda ağlayacak, tepeden tırnağa daha tutunacağım sevdalara. İnsanlığımla muhabbete duracağım bir çayı yudumlarken mahalle oturacaklarında. Doğduğum, doyduğum, yorulduğum, gülmekten çenem yoruldu dediğim hatıralara sahip çıkacak beynim.

Ben ki tozlu kitaplık, uçsuz bir kütüphane… Anılarla dolan satırlarım umarsız bi köşe başında karşılaştığım o insanla sarsacak beni. Ne kadar daha birbirimize olan tahammülsüzlüğümüze bakacağım.

Sahi, sevgi denize mi düştü? Peki, hangi balık yuttu onu? Fakat olsun, ben şortlu tulumuyla gezinen çocuğum hala. Babamın oltasını çıkarır evde ki ekmekleri de parçalar yem yaparım. Herkesin özlemini gerçek yaparım. Kovarım dünyalıları mesela ve insanlığa yeniden doğarım.Hoş geldin kuş, ne zamandır dalgınım. Kimdi karşımdaki. Sen geç balkonuna ben onları unutur yarın yeniden yaşarım.

Ha bir de söylesene onlara kuş: Ben her şeyi birinci tekil şahısla anlattım ama bütün bu olanlar ikinci, üçüncü tekil ve çoğul herkesin kendisi.

Bugün sabah aynaları bendim, yarın yokum. Yüzlerini iyi yıkayıp aynaya da iyi baksınlar. Onlara sevgiyle dokun kuş.Yarın ben olmasam da balkonda seni karşılasınlar.

Zeynep Sekban

Düşün Taşın Derneği Kurumsal İletişim Ekibi Gönüllüsü

Konuklarımızı Okuyoruz programımızın bu ayki konusu “Yeni Medya”, konuğu ise Yeni Medya Merkezi kurucularından ve THY Dijital Yayınlar Koordinatörü Kamil Mehmet Özkan.

Yeni Medya Yüksek Lisansı’nın Kadir Has Üniversitesi ilk mezunu olan Mehmet Bey yeni medyanın son yıllarda daha çok önem kazandığını ve lisans bölümünün de açıldığını söylüyor.

11891092_10153127104953927_8868341722224617581_n

Gerçek konular üzerinden çalışmalar yaparak aktif bir yüksek lisans dönemi geçirdiğini ifade Özkan, hızla ilerleyen bir yeni medya döneminde olduğumuzu ve 5 yıl sonra aynı programda bambaşka şeylerden bahsedileceğine değindi.

Dijital Okur Yazarlığın en önemli yetkinliklerden biri olacağını ifade eden, Özkan mesleklerin de evrileceğini ve Dijital Dünya ile bütünleşmemizin bekleneceğini açıkladı.

İçinde bulunduğumuz dijital dünyaya 1 gecede gelmedik.  Dijital dünyanın ilk başlangıcını düşünürsek insanlığın doğuşuna kadar gidilebilir. Aslında 19.yüzyıl radyoların başlangıcıyla kitlesel iletişim başlıyor. TV’lerin üretilmesiyle de medya çağına girmiş oluyoruz.

Peki, Bizi Yeni Medya Da Yakın Gelecekte Neler Bekliyor?

2.0 ile insanlar yorumları yazmaya kendi mecralarını, kanalları oluşturmaya başladı. Ama dünya üzerinde teknoloji kendini katlayarak devam ediyor. Akıllı telefonlar gibi artık televizyonlarda akıllanmaya başlayacak ve oluşturulan alt yapı, bu araç gereçlerin birbirleri ile konuşmasını sağlayacak. Yani hayatımızda bir kırılım daha olacak.

Yağmur yağıyorsa camlar kendini kapatacak, uyuduğumuz zaman kapı kilitlenecek, cep telefonumuz ile arabamız iletişim halinde olacak.

Önümüzdeki 15 yıl boyunca yeni medya çağı 2. makine çağı temellerini oturtmaya başlayacak. Kurallar yeniden yazılacak, eski kurallar uygulanmayacak.

Türkiye’de Yeni Medya

Ülkemizde yeni medya denilince en çok anlaşılan sosyal medya platformları oluyor. Türk insanının nüfusun kalabalık olması dolayısıyla internet ve sosyal medya kullanıcımız çok fazla.

Akıllı telefonların en yüksek modellerinin kullanılmasında üst sıralarda yer alıyoruz. Kahvehane kültürü ile sosyal medya aynı işlevi gördüğü için çok kullanılıyor.

Ancak doğru kullanımına gelince biz sadece tüketim tarafındayız, üretim kısmını kullanmıyoruz. Yapılan işleri kullanıp tüketiyoruz. Yeni teknolojiler, uygulamalar üretmiyoruz.

Oransal olarak baktığımızda artmaya başladı ama yine de çok düşük. Olumlu yönde baktığımızda 3D yazıcıların kullanımı, genç yazılım dehaları çıkıyor umut vadediyorlar.

“Yazılım Dili İngilizce Gibi Şart Olacak”

Gelecekte İngilizce bilmek şartı gibi yazılım dili bilmekte şart olacak. Farklı toplumlarla iletişim kurabilmek için 2030 yılında 50 milyar cihaz birbirleriyle konuşacak bu yüzden mutlaka yazılım dilleri bilip öğrenmek gerekiyor.

Yazılım öğrenmek eskisi kadar zor değil. Tamamı ücretsiz oyunlaştırılmış yazılım öğrenmeyi kolaylaştırıyor. Web’den bütün cihazlardan ulaşılabilen “Sky Library” platformunda 1983 den bu yana sky life dergi arşivlerine ücretsiz ulaşabiliyorsunuz.

Telif hakkını aşıp kütüphanede en çok satan kitaplarla iş dünyası, kişisel gelişim, marka yönetim pazarlama ve MEB’in tavsiyeleri üzerine her yaş grubu çocuklara yönelik kitaplar bulunuyor.

Son olarak ise teknoloji ve medya okuryazarlığını gençlerin farklı toplumları gördükçe, öğrendikçe dijital çağda çok şey geliştirebileceklerine inanıyorum. Dünyayı keşfetmeye özellikle üniversite hayatında çok büyük kazanımlar edinilebilir.

Merve ÇELİKKAYNAK

Çocuk Dünyası Ekip Lideri

Konuklarımızı Okuyoruz Program Moderatörü

 

İstikrar Zirvesi’ne giden yolda üçüncü etkinliğimizi GENAR Genel Müdürü Sn Mustafa ŞEN ile gerçekleştirdik. “İstatistik, itibar ve İstikrar” İstikrar Buluşmalarının üçüncü konu başlığıydı.

Genel olarak İstikrar kavramını bizlere açıklayan ŞEN şu cümleleri kullandı; ‘Kararlı olmak anlamına gelen istikrar kavramı çoklu, tekli ve hiçli olarak boyutlandırabilir. Çoklu istikrar eş zamanda ya da paralel zamanda; nötr, olumlu, olumsuz olabilir. Tekli istikrar bunlardan sadece birinin olmasıdır. Hiçli istikrara gelince ise Suriyede ki istikrarlı bir şekilde devam eden istikrarsızlığı örnek verebiliriz. Türkiye de ise çoklu istikrar mevcuttur. İstikrarın başka bir boyutu seviyedir. Seviye denildi mi olaya istatistikler girer’ dedi.

11202570_907263899337513_7041197167808843601_n

İstikrarın her zaman olumlu bir kavram olmadığını söyleyen Şen bu düşüncesini şöyle örneklendirdi; Starbucks gibi firmalar istikrarla büyürken biz Since 1954 deyip tek dükkan ile ayrı bir istikrar oluşturduğumuzu sanıyoruz. Buda istikrarın olumsuz tarafı oluyor. İstikrarlı İstihdam; istikrarlı şekilde ülkenin refahının artması, büyümesi demektir.

İtibar ve İstikrar

Mustafa Şen “itibar ve istikrar” konusunda ise; ‘Faydayı büyütücü, sosyal fayda, ekonomik faydayı dengeli bir şekilde ilerletmek “itibarı” ortaya çıkartır. İtibar bir toplam değişkeni değil, çarpan değişkenidir. Çarpan etkinizle büyüme sağlayan istikrarınıza katkı sağlarsınız. Bir markayı taklit edebilirsiniz ama itibarı taklit edemezsiniz. İtibar alınıp satılmaz” ifadelerini kullandı.

İtibar ve haysiyet kavramlarını ele alan ŞEN; ‘İtibar Sende ki bendir. Haysiyet ise bende ki bendir.’ Diyerek haysiyetin önemini vurguladı.

Türkiye’deki hangi kurumları İtibarlı ve haysiyetli olarak değerlendirirsiniz? Sorusunu şöyle yanıtladı; ‘Türkiye’nin en itibarlı ve haysiyetli kurumlarından biri THY ve Turkcell’dir. Coco cola, KOÇ itibarlı kurumlardır fakat haysiyetlerini kendileri kontrol etmelidir. Mesela BP petrol itibarlı ama haysiyetli değil çünkü çevre sorunlarına yol açıyorlar.’

Siyaset ve İstikrar

Malum gündemimiz seçim sonrası yoğun bir siyaset üzerine kurulu, bizde Sayın ŞEN’in bu durum hakkındaki bilgi ve görüşlerinden faydalanmak istedik.

Mustafa Şen “Yeni dönemde Türkiye’nin istikrarını“ şöyle yorumladı; ‘Türkiye’de İstikrar;  Türkiye İstikrarsız bir döneme girmiyor. Türkiye’de İstikrarı yüksek düzeyde bir istikrar var ama en yüksek düzeyde değil. Büyüme hızımız artıyor fakat siyaset ve ekonomide istikrar bozucu durumlar var ama bu istikrarsızlık olarak adlandırılamaz.

Bu durumu şöyle örneklendirebiliriz; mesela 60’ın altı istikrarsızlık olsun, 85 üstüde yüksek istikrar olsun. Biz ülke olarak 85 e yakın düzeyde bir ülkeyiz. Almanya, Rusya pazarları çöktü ve biz bu çökmüş ülkelere mal satamıyoruz bu durumda bile hala büyüyoruz. Bu müthiş bir büyüme ve istikrardır.

Ak Parti’nin seçim sonrası sahip olduğu istikrarı ve koalisyon kavramını ele almasını istediğimizde ise Sn ŞEN bu sorumuzu şu cümlelerle açıkladı; “Ak Parti’nin birinci parti olarak çok sağlam şekilde yerinde durması gerek. İstikrar devam ediyor. Koalisyon özünde şer bir durum değildir. Demokrasi bu demektir. Yeni hükümet kurulduğunda istikrar daha da artacaktır. 4,5 ay ya da 2 yıl içinde erken seçime gideriz.

Aslında seçmen Ak Parti’nin biraz güçsüzleşmesini istedi fakat vurayım derken öldürdü. Bu durum İstikrarsızlık değil, İstikrarda azalmadır sadece. Türkiye’de hiçbir sıkıntı olmadı ticarette, dolar giriş çıkışlarında.

Aslında Türkiye geçen perşembeden daha güzel… Tedirginlik yok, demokrasinin gereği oldu.  Demirtaş ve Kılıçdaroğlu’nun koalisyon kurmayız lafları dışında kimse olumsuz bir cümle kurmadı seçim günü. Bu bugün de böyle. İktidar kaybetmesine rağmen Davutoğlu gerçek bir devlet adamı konuşması yaptı. İstikrar yapıcılığını devam ettiriyor.”

Bulunduğumuz sistemin yanlış olduğunu ifade eden ŞEN bu durumu şöyle açıkladı; ‘Bilginin 3 yaşındaki çocuğunun parmağının altında olduğu bir dönemde %41 oy almak çok büyük bir başarıdır.

Bir parti %41 oy alıyor ve onu takip eden partilerinin ikisinin oy toplamından fazla oy alıp hükümet kuramaması bu sistemde bir yanlışlık olduğunu gösteriyor. Bunun üzerine başkanlık sistemi tartışılmalı.’

Ülke olarak yapmamız gerekenlerden ve ideolojimizden bahseden ŞEN; “Bizim ülke olarak yapmamız gereken istikrar odası oluşturmak. Bunu biz oluşturmazsak Bu dünyada bu oluşmayacak çünkü biz medeniyet kurucu yerdeyiz. Faydacı istikrar burada kurulmazsa hiçbir yerde hiçbir yerde kurulamaz. Bilişim devrimi yapmalıyız. Bilişimde istikrar şart…  Ve insanlar parti tutarken asıl tutmaları gerekenin Türkiye ve insanlık olduğunu unutuyorlar.

Bizim halk olarak ideolojik fanatikliğimiz var. O olmasında kim olursa olsun mantığındayız. Bu mantıkta ne kadar doğru tartışılır tabi… Rabbim yardımcımız olsun.” Hoş sohbetini bu cümleleriyle tamamladı.

GENAR Genel Müdürü Sn Mustafa ŞEN’e yoğun programlarının olmasına rağmen katılımlarından dolayı, bizlerin yanında olduğu için ve samimiyetiyle beraber istifade etmiş olduğumuz bilgi ve tecrübelerinden dolayı kendisine şükranlarımızı sunuyoruz.

İSTİKRAR kavramını Türkiye’nin gündemine taşıyan kurum olmayı hedefleyen Düşün Taşın Derneği, İstikrar Zirvesi’ne giden yolda her ay farklı bir konu ve konuşmacıyı katılımcılarla bir araya getirmeye devam edecek.

Büşra Kalemci

Düşün Taşın Derneği Organizasyon Ekibi Gönüllüsü

“Çocuktan al haberi” ata sözünü herkes duymuştur, bizde bu ata sözünden yola çıkarak kariyer basamaklarını çıkarken kullanacağımız bazı dersleri sizler için derledik.

Çocuklardan ne öğrenebiliriz demeyin çünkü çocukların dünyasından hemen hemen her alanda öğreneceğimiz şeyler var.

fft99_mf4667902

 

Merak Etmek

Çocuklar her zaman etraflarında olan biteni merak ederler. Merak ettikleri ve ilginç gelen şeyleri gözlemlerler ve keşfederler. İnovatif fikirler için merak etmek, su ihtiyacı kadar kritiktir.

Sorular Sormak

Çocuklar karmaşıklıkları algılamak için bir sürü soru sorarlar. Çalışanlar ve girişimciler işleriyle alakalı en verimli cevabı almaya yönelik doğru sorular sormalıdırlar. Doğru sorular sorulduğu sürece çok soru sormanın bir sakıncası olmayacaktır.

Risk Almak

Çocuklar yeni şeyler öğrenmek için çok cesur kararlar alarak aksiyona geçerler. Gelecek fırsatlara hazır olarak, hesaplanabilir riskler almak önemli olacaktır.

Düştükten Sonra Kalkmayı Bilmek

Çocuklar çok sık düşerler ancak düştüm diye çok uzun süre ağlamazlar. Bir şekilde kalkıp harekete geçmeye çalışırlar. Çocuklar gerçekten, düşüp, hatalarından ders alarak tekrar harekete geçme açısından çok güzel bir örnektir. Yapacağı işin motivasyonuyla başarısızlıklardan ders almak önemlidir. Bir çalışan veya girişimci, düştükten sonra hareket etmek için motivasyonunu sağlamayı becerebilmelidir.

Ön Yargılı Olmamak

Çocukların yargılayıcı olması pek olası değildir ve farklı görüşte insanları kabul etmeye ve kucaklamaya hazırdırlar. Açık fikirli, yeni şeyler denemeye hazır olunması ve farklı bakış açılarına açık olmak kariyeriniz ve girişimleriniz için kritiktir.

Fark Oluşturmak

Çocuklar her zaman kendilerini farklı ifade etmenin yolunu bulurlar ve bu etraflarında sürprizle karşılanır. Çocuklar etraflarındaki şeyleri farklı ve kendi hayal güçlerine güvenerek kullanırlar. Sizlerde işlerinizi kendi özgün yolunuzla yapmak için, yaratıcılığınıza güvenerek ve bunu besleyecek çalışmalar yapmalısınız.

Sürekli Öğrenme İsteği Ortaya Koymak

Çocuklar bilgiye her zaman açtır ve bilgi için arayış içindedir. Öğrendiklerini aksiyona geçirme arzusuyla söylenenleri dinlerler, bilgiyi emerler ve araştırırlar. Sürekli değişen günümüz dünyasında sürekli öğrenmek bir farklılık değil bir gereklilik olmuştur.

Ayrıntılara Dikkat Etmek

Çocuklar, küçücük denebilecek şeyleri akıllarına kazıdıkları gibi nadiren bazı şeyleri gözden kaçırırlar. Ufak gibi görünen birçok şeyden ilham alabilir ve beklediğinizden fazlasını bulabilirsiniz.

Kaynak: www.endustrimuhendisligim.com

RASTGELE YAZI

0 497
Etkinlik Yönetiminin DNA’sı - İnovasyon ve Fikir Üretimi Günümüzde artık işverenler kadrosunu oluştururken işe alacakları kişilerin neyi bildiğinin yanı sıra, neleri yapabildiğine-yapabileceğine bakıyor ve ona...