İnovasyon

Print

Uluslararası Genç İş adamları Kongresi

MÜSİAD Gençlik Kurulu, 2008 yılında gerçekleştirmiş olduğu birçok eğitim seminerleri sonrasında, bu seminerleri bir kongreye taşımak amacıyla yola çıkmıştı.

Türkiye’deki genç girişimcilerin ve iş adamlarının adresinin Genç MÜSİAD olması gerektiği hedefini gözeterek, Türkiye’de bir ilki başararak Ulusal Genç Girişimcilik Kongresi’ni gerçekleştirdi. MÜSİAD Gençlik Kurulu her yıl artan katılımcı sayısı, kalitesi ve başarılarıyla UGİK serüvenine ve gelişimine devam ediyor.

Print
Print

Bu yıl ise 18 Aralık – 19 Aralık 2015 tarihlerinde gerçekleştirilecek 5. Uluslararası Genç İş adamları Kongresi yurt dışından 1.250’i yurt içinden ise 2.750’i aşkın katılımcıya ev sahipliği yapacak.

2 gün boyunca devam edecek olan kongrede 6 farklı oturum gerçekleşecek ve bu oturumlarda gençlerin iş dünyası içerisinde en sık yaşadığı adalet sorununu ve adil girişim problemleri ele alınacak.

Fuar 

Günümüzde iş adamlarını, fikir sahiplerini ve yatırımcıları buluşturmayı başarabilen bu tür organizasyonlarda katılımcı ve sponsor firmaların stantlarını açabildikleri fuar alanlarının oluşturulması ileriye dönük iş fırsatlarının yakalanması için oldukça önemli

Diğer kongrelerde olduğu üzere, yelpazesini genişletmek isteyen katılımcı firmalar fuar alanımızda yerlerini alacaklar. 100’ü aşkın firma ile stant görüşmeleri yapacak.

Paneller

5.UGİK kapsamında birden çok panel düzenlenecek olup bu panellerde Adil Dünya Girişimi temasına uygun özel seçilmiş başlıklar işlenecek.

Paneller TedX formatında etkili bir şekilde düzenlenecek ve katılımcılar için faydalı bilgiler içerecek workshoplar ile paneller desteklenecek.

ugik-genc-musiad-konusmacilar

Proje Yarışması

Genç MÜSİAD yatırım yapılabilir, devam ettirilebilir fikirleri yatırımcıları ile buluşturmak için 5. UGİK kapsamında yüksek bütçeye sahip bir girişim proje yarışması düzenlenecek.

Liseli girişimciler için düzenlenecek bu proje yarışması Türkiye genelindeki tüm liselerin katılımına açık olacak ve onlarca proje sahibi genç girişimci bu etkinlik ile fikirlerini hayata geçirme şansı yakalayacak.

5.UGiK’de düzenlenecek ödül töreninde değerli işadamlarının eliyle kazanan fikirlere ödülleri takdim edilecek.

Premium NETWORK

Genç işadamları ile alanında uzman, yetkili kişileri bir araya getirerek düzenleyeceğimiz “Premium Network” çalışmamızda genç girişimcileri buluşturacağız.

Girişimcilik için çok temel bir unsur olan network ağlarını bu etkinlik ile genişletebilecekler. Genç girişimciler için kendi çevrelerini ve ağlarını oluşturma fırsatı yaratacak bu çalışmada 20 CEO da yeni fikirler ve projelerle tanışma şansı yakalayacaklar.

Hıgh Tech Port Ve Liselerarası Proje Yarışması

Bu yıl Genç MÜSİAD’ın geliştirdiği ve genç işadamlarının teorik bilgilerini pratik edebildikleri bir “Borsa Oyunu” çalışması yapılacak ve oyunun finali 5.UGİK’te oynanacak.

Katılımcılar için hem keyif verici hem de bilgilendirici olacak bu çalışma Türkiye’de bu alanda yapılacak ilk çalışma olma özelliğine sahip.

Detaylı Bilgi İçin: http://www.ugik.com.tr/

Konuklarımızı Okuyoruz programımızın bu ayki konusu “Yeni Medya”, konuğu ise Yeni Medya Merkezi kurucularından ve THY Dijital Yayınlar Koordinatörü Kamil Mehmet Özkan.

Yeni Medya Yüksek Lisansı’nın Kadir Has Üniversitesi ilk mezunu olan Mehmet Bey yeni medyanın son yıllarda daha çok önem kazandığını ve lisans bölümünün de açıldığını söylüyor.

11891092_10153127104953927_8868341722224617581_n

Gerçek konular üzerinden çalışmalar yaparak aktif bir yüksek lisans dönemi geçirdiğini ifade Özkan, hızla ilerleyen bir yeni medya döneminde olduğumuzu ve 5 yıl sonra aynı programda bambaşka şeylerden bahsedileceğine değindi.

Dijital Okur Yazarlığın en önemli yetkinliklerden biri olacağını ifade eden, Özkan mesleklerin de evrileceğini ve Dijital Dünya ile bütünleşmemizin bekleneceğini açıkladı.

İçinde bulunduğumuz dijital dünyaya 1 gecede gelmedik.  Dijital dünyanın ilk başlangıcını düşünürsek insanlığın doğuşuna kadar gidilebilir. Aslında 19.yüzyıl radyoların başlangıcıyla kitlesel iletişim başlıyor. TV’lerin üretilmesiyle de medya çağına girmiş oluyoruz.

Peki, Bizi Yeni Medya Da Yakın Gelecekte Neler Bekliyor?

2.0 ile insanlar yorumları yazmaya kendi mecralarını, kanalları oluşturmaya başladı. Ama dünya üzerinde teknoloji kendini katlayarak devam ediyor. Akıllı telefonlar gibi artık televizyonlarda akıllanmaya başlayacak ve oluşturulan alt yapı, bu araç gereçlerin birbirleri ile konuşmasını sağlayacak. Yani hayatımızda bir kırılım daha olacak.

Yağmur yağıyorsa camlar kendini kapatacak, uyuduğumuz zaman kapı kilitlenecek, cep telefonumuz ile arabamız iletişim halinde olacak.

Önümüzdeki 15 yıl boyunca yeni medya çağı 2. makine çağı temellerini oturtmaya başlayacak. Kurallar yeniden yazılacak, eski kurallar uygulanmayacak.

Türkiye’de Yeni Medya

Ülkemizde yeni medya denilince en çok anlaşılan sosyal medya platformları oluyor. Türk insanının nüfusun kalabalık olması dolayısıyla internet ve sosyal medya kullanıcımız çok fazla.

Akıllı telefonların en yüksek modellerinin kullanılmasında üst sıralarda yer alıyoruz. Kahvehane kültürü ile sosyal medya aynı işlevi gördüğü için çok kullanılıyor.

Ancak doğru kullanımına gelince biz sadece tüketim tarafındayız, üretim kısmını kullanmıyoruz. Yapılan işleri kullanıp tüketiyoruz. Yeni teknolojiler, uygulamalar üretmiyoruz.

Oransal olarak baktığımızda artmaya başladı ama yine de çok düşük. Olumlu yönde baktığımızda 3D yazıcıların kullanımı, genç yazılım dehaları çıkıyor umut vadediyorlar.

“Yazılım Dili İngilizce Gibi Şart Olacak”

Gelecekte İngilizce bilmek şartı gibi yazılım dili bilmekte şart olacak. Farklı toplumlarla iletişim kurabilmek için 2030 yılında 50 milyar cihaz birbirleriyle konuşacak bu yüzden mutlaka yazılım dilleri bilip öğrenmek gerekiyor.

Yazılım öğrenmek eskisi kadar zor değil. Tamamı ücretsiz oyunlaştırılmış yazılım öğrenmeyi kolaylaştırıyor. Web’den bütün cihazlardan ulaşılabilen “Sky Library” platformunda 1983 den bu yana sky life dergi arşivlerine ücretsiz ulaşabiliyorsunuz.

Telif hakkını aşıp kütüphanede en çok satan kitaplarla iş dünyası, kişisel gelişim, marka yönetim pazarlama ve MEB’in tavsiyeleri üzerine her yaş grubu çocuklara yönelik kitaplar bulunuyor.

Son olarak ise teknoloji ve medya okuryazarlığını gençlerin farklı toplumları gördükçe, öğrendikçe dijital çağda çok şey geliştirebileceklerine inanıyorum. Dünyayı keşfetmeye özellikle üniversite hayatında çok büyük kazanımlar edinilebilir.

Merve ÇELİKKAYNAK

Çocuk Dünyası Ekip Lideri

Konuklarımızı Okuyoruz Program Moderatörü

 

İstikrar Zirvesi’ne giden yolda Ağustos ayı konuğumuz, Yubai Creative Brands Marka Danışmanlığı Kurucusu, Yaratıcı Marka Danışmanı, Stratejist, The Brand Age dergisi yazarlarından Yunus Baran ile Marka ve İstikrar’ı konuştuk.

Yunus Baran İstikrar kavramını “sürdürülebilirlik, tutarlılık, konunun ciddiyeti, devamlılığın artarak-ilerleyerek gelmesi ve marjinal fayda.” olarak açıkladı.

11905404_937096363020933_1815378245224389699_n

Marka Nedir?

Markayı “İnternette şahsınız adına çıkan her şey itibarınızdır” diyerek açıklayan Baran “Bir insan, bir iş, bir şirket; Her şey birer markadır. Aradığımız kabiliyete bulduğumuz cevap markadır. İsim ve ismi tanımlayan karakteristliğini veren tüm açılımlar markadır. Soyut bir şeyi somut bir şeye çevirmek markadır.” Sözleri ile markaya yüklenen anlamları sıraladı.

Baran’a göre, “STK ‘lar, maliyet, emek, çaba, efor markada minimilize olmuştur. Her şeyi tek başına temsil eden tek şey markadır. Daha az emekle daha çok kazanmak marka olmaktır”.

Marka olmanın İstikrara ne derece bağlı olduğunu şöyle açıklayan Baran; “Marka olmak, oluşabilecek hedef kitlelerin hepsini karşılayabilecek konumda olmaktır. Başarılı bir marka işe başarılı başlayıp başarılı bitirmek zorundadır.

Sürdürülebilirliği, devamlılığı çok önemlidir. Markalama sistemlerinde sıfırdan konuya dahil olmak çözümleyerek ilerlemek şarttır. Bulduğumuz tüm fikirlerin tek çatı altında toplanabilmesi markanın/marka olmanın temelini oluşturur.

Sosyo-psikolojik olarak markada tüketicinin duygusal yakınlık hissetmesini isteriz. Örn; Karpuzlu bir koku sizi yaz mevsimine götürür. Markada duygusallık ön planda olmalı, insanları etkileyen yön bu kısımdır”.

11888583_939599439437292_8809832192765680608_o

İstanbul’u Markalaştıran Simge Var Mı?

Bu soruya “İstanbul’un tek başına henüz hiç bir simgesi yok” diyerek yanıtlayan Yunus Baran, bunu da şöyle açıkladı. “Kültürümüz ve zenginliklerimiz o kadar çok ki birini simge yapsak diğerinin hatırı kalır. İstanbul‘u tek bir simgeye indirgemek zor, hepsini bir çatıda toplamak ise güç. Ama bence İstanbul’un böyle bir simgeye/markaya ihtiyacı var. Umarım bu da ileri ki günlerde en güzel şekilde oluşur.

Türkiye’nin de böyle bir markaya ihtiyacı var. Dışarıdan bakıldığında “Oryantalist Türkiye” diyorlar. Batı bizi ‘görmek isteği’ gibi görüyor, Doğu ise ‘olmak istediği’ gibi görüyor. Onlara bizim ne olduğumuzu gösterecek bir marka gerek Türkiye olarak.

Yunus Baran ve Marka Stratejileri

Sizin için büyük markalarla çalışmak mı daha heyecanlı yoksa küçük markalara yeni ufuklar açmak mı? Sorusuna Yunus Baran; Markaizm potansiyeli, “Potansiyel Avcılığı” yapıyoruz. Dokunuşlarımızın küçük firmaların hayatını değiştirdiğini görmek onun heyecanını yaşamak çok farklı bir duygu açıkçası…

Büyük markalarda ise sorgusuz satın almayı sağlayabilmek bizim en büyük amacımız, yeni ürünlere, yeni başlangıçlara adım atmak ve bunların sonucunda da yaşadığımız mutluluk ve başarının yeri ayrı.

Aslında bizim ortak paydamız onların potansiyellerini ortaya çıkarmak. Soruya tam bir cevap vermek gerekirse küçük firmalarla çalışmak beni daha çok heyecanlandırıyor diyen Yunus Baran aynı heyecanı o markanın o firmanın sahibinde de hissettiği zaman çok daha keyif aldığını belirtti.

Türkiye’nin En İyi Üç Markası

Yunus Baran İlk markanın THY olduğunu, sonra bir spor takımı (GS ya da FB) ve Telekomünikasyon olarak Turkcell‘in olduğunu söyledi.

Baran, “Tabi Türkiye olarak THY ve bu diğer 3 markanın yanına koyabilecek 10 markamız daha var çok şükür. Fakat bizde; bize yeter, kafi mantığı ön planda olduğundan çok fazla ilerleyemiyoruz.

Özgün markalar oluşturmak için taze ve sağlam izleri takip etmeliyiz evet ama birebir aynı yoldan giderek değil. Özgünleşmeyi benimsemeli, tembellikten kaçınmalı kendi izlerimizi oluşturmalıyız. En önemlisi kültür yoksa özgün marka olabilmek çok zordur. Ve kriteri, standartları oluşmamış her marka, iyileşme standartlarını aşağı çekiyor. Bu yüzden ağaçtaki çürük elmaları düşürmek gerek.

Kendimizi bulduğumuzda harikalar yaratıyoruz fakat kendimizi bir bulabilsek… Ben bu konuda Potansiyel avcılığımı seviyorum. Çünkü bir insanın o işi yapıp yapamayacağını anlayabilirsin. Bununla ilgili yaşadığım, başarıya ulaştırdığım birçok örnekte mevcut.” Diyerek iyi bir marka olabilmenin ipuçlarını verdi bizlere.

“Bir İnsan Marka Olabilir Mi?”

Öncelikle insanı ve insanın kendisini tanıması gerektiğini ifade eden Baran, “Hobi olarak yaptığın şey senin finansal getirine, itibarına değer katar, markanın temelini oluşturur. Özetlersek; bir hikâyen var ise kişi marka olur, hikâyen yok ise iyi bir hikâye oluşturmayı başarırsan ancak marka olabilirsin. Markanın bir ruhu olmalı ve ruh baskın olmalı. Sözleriyle açıkladı.

Duygusal bağın markalaşmada çok önemli bir yeri olduğunu belirten Baran bu durumun sadece Türkiye’de böyle olmadığını, Volvo‘nun arabanın dışında bir hava yastığı çıkarması güven duygusunu ve güveni sürdürülebilir kılıyor ve gayette duygusal’  örneğiyle açıkladı.

Yunus Baran – “Ordinaryunus” Markası

Son olarak kendinden, Ordinaryunus markasından bahseden Baran; İngilizcede “ordinary” sıradan demek, Türkçede ise profesör anlamına geliyor. İnsanların birbirinden ayrışması, ortaklıklardan sıyrılması gerek. Ben de Ordinaryunus nickimi bu yüzden seviyorum.

Genel olarak bolca hayal kurup, fazlaca sabırsızlanmak gerek. Yalınlaşan fazlalıklardan sıyrılmak gerek. Hayat, kelime ve seslerden ibaret…Ses ve nefes kelimeye dönüştüğünde anlaşabiliyoruz ancak. Bu yüzden kelimeler bizim için çok önemli. Diyerek bu güzel sohbetimize son verdik.

Marka Danışmanı, Stratejist, The Brand Age dergisi yazarlarından Yunus Baran’a katılımlarından dolayı, bizlerin yanında olduğu için ve samimiyetiyle beraber istifade etmiş olduğumuz bilgi ve tecrübelerinden dolayı kendisine teşekkür ediyoruz.

İSTİKRAR kavramını Türkiye’nin gündemine taşıyan kurum olmayı hedefleyen Düşün Taşın Derneği, İstikrar Zirvesi’ne giden yolda her ay farklı bir konu ve konuşmacıyı katılımcılarla bir araya getirmeye devam edecek.

yubai@yubai.com.tr

                                                                                                  Büşra KALEMCİ

                                                                     Düşün Taşın Derneği Organizasyon Ekibi Gönüllüsü

0 1076

“Engeller kaldırılabilir. Engelli insanların önünde engel olmayı reddediyorum” diyenleri gün geçtikçe büyüyen ve binlerce görme engelli insana ulaşan Sesli Kitap Gönüllülüğü‘ne davet ediyoruz.

Haftada bir saat hem kitap okuyor hem de binlerce insanın dünyasına ışık tutuyoruz.

Ülkemizde bir çok kurum tarafından başlaatılan çalışmalar sayesinde size en yaķın merkeze gidip demo kaydınızı verebilirsiniz.

Benim bu yolculuğum 2 yıl önce başladı. İstanbul Üniversitesi Engelsiz Bilgi Merkezi’ne gittiğimde beni karşılayan güler yüzlü insanların yönlendirmesiyle kabinlerdeki ilk kaydımı yapmış oldum.

Görme Engelli çalışanlar tarafından değerlendirilen kaydımın sonucunun olumlu olmasıyla ilk sesli kitabıma Yaşar Kemal‘in Demirciler Çarşısı Cinayeti romanıyla adım attım.

sesli-kitap

Haftada bir saatimi ayırarak iki dönemde bitirdim kitabımı. Bu düzenli temponun ardından ortaya bir eser çıkmıştı “Akçasazın Ağaları” benim sesimle at koşturuyordu Akdeniz’de.

Ben artık bir “Sesli Kitap Gönüllüsü” idim. Gönüllü olmanın heyecanının yanında senin sesinle insaların Yaşar Kemal’i, Sevim Ak’ı ve onlarca yazarı tanımaları, onların kalemine ortak olmalarının heyecanıda vardı içimde.

Bağımlılık haline gelen okumalarıma gün geçtikçe yeni kitaplar ekleniyor kitapların her sayfasına farklı duygular işleniyordu.

Kitaplardan sesimize yansıyan duyguları Engelsiz Bilgi Merkezi’nde çalışan Ata Bey dinlediğinde yaşadığı mutluluğu ifade edemediğini söylüyor bizlere ve ekliyor “E-kitap ders kitaplarımız için iyi ama romanlarda bilgisayar sesi duymak üzücü oluyor” diyor.

Bizlerde okuduğumuz kitaplardan bilgisayar seslerini kovuyoruz. Kitapları okurken yaşadığımız  hisleri binlerce dinleyiciyle bu sayede paylaşıyoruz.

Yapılan vurgular ve betimlemelerle bir resim çiziyoruz beyinlerde. Bu büyük tablonun bir parçası olmak bir rengide tuvale bizim saçmamızı sağlıyor. Üretkenliğe karşı olan o bilindik durgunluğa baş kaldırıyoruz.

Kitabın sonu deyip bitirdiğimiz kaydımızdan sonra hummalı bir çalışma başlıyor bir bir incelenen ve düzeltilen ayrımlardan sonra sesli kitabımız bilgisayarların raflarında dinleyicileriyle buluşuyor.

Bu kapıyı açmak zor olmasa gerek gelin siz de haftada bir saatinizi okumaya ayırın ve engelleri reddedin çünkü biz haftada bir saatimizi ayırarak “evet”diyoruz “Evet biz engelli insanların önünde engel olmayı reddediyoruz!”

 Demet Aydın

Düşün Taşın Derneği Çocuk Dünyası Gönüllüsü

 

RASTGELE YAZI

0 593
Etkinlik Yönetiminin DNA’sı - İnovasyon ve Fikir Üretimi Günümüzde artık işverenler kadrosunu oluştururken işe alacakları kişilerin neyi bildiğinin yanı sıra, neleri yapabildiğine-yapabileceğine bakıyor ve ona...