İstikrar Zirvesi’ne giden yolda ikinci etkinliğimizi Ses ve Radyo sanatçısı Sayın Mücahit Erboğa ile gerçekleştirdik.

Kendini “Soru işaretleriyle dolu, arayan biriyim. Kendimi bile hala arayan biriyim” diye açıklayan Erboğa ile “Medya ve İstikrar” kavramlarını konuştuk. Mesleki görevlerimiz benliğimizin önüne geçmemeli çünkü onlar bize sonradan eklenen takılar.

Sizin için İstikrar ne ifade ediyor, medyada istikrar var mı? sorularını cevaplayan Erboğa; Genel olarak İstikrar kavramını ‘Bir şeyin sürekliliğinde doğru bir ivme kazanmaktır.’ Diyerek açıkladı.

Medya ve İstikrar

Medyada ki İstikrara gelince şu açıklamalarda bulundu; ‘Bir propaganda maksadıyla ortaya çıkmış olan medyanın temel mantığı karşı taraftakini büyülemek, kendi gerçeklerini sunmaktır. Medyanın tasarımında menfaate doğru haberi yönlendirmek, manipüle etmek, algı yönetimini kullanmak yatar. Bu yüzden istikrar sağlanabilmesi için medyada tek bir düşünce olmalı bu da çok güç. Medyada doğruluk üzerine değil, erk üzerine kurulu sistem var. 28 Şubat’tan önce koalisyon hükümeti vardı. Bir anda medyanın tasarımıyla hükümet devrildi. Darbe yapıldı. Bu süreç sonunda yenilgiyi belirlemek gerekir. İktidarı elinde tutan güçler, para piyasası yani hangi siyasi erkler aktifse medyada onun sözü geçer.’

10359412_889005924496644_2420970271395423589_n

Daha sonra teknolojinin medyadaki yerini açıklayan Erboğa; ‘Teknoloji medyanın en büyük sacayağı. Medyanın yayılımı anlamında satıh oluşturuyor. Geleneksel medya teknolojik olarak biraz geride kalabiliyor. Bu konuda sosyal medya iki ileri bir geriyi oynayan taraf. Teknolojiye hükmeden güç, medyayı yönlendiren güçtür. Bu yüzden medya ve teknoloji arasında kötü bir istikrar vardır çünkü teknoloji başkalarının hâkimiyetinde.’ Diyerek cümlelerini tamamladı.

İnanç ve İstikrar İlişkisi

Müslüman olarak İstikrar kavramını ele alan Erboğa;  ‘İstikrar, ibadetlerin az da olsa devamlı olmasından geçer. İnşirah suresinde de belirtildiği gibi “Bir boşluğa denk geldiysen tekrar Rabbine dön” İstikrar noktası asıl bu noktadır. Biz kelimelerle düşünen varlıklarız. Bu kelimeleri kendimiz inşa etmeye başladığımız zaman kendi İstikrarımızdan bahsetmek mümkün olur. Medine’yi ancak Medine’yi isteyenler oluşturabilir”.

‘Doğruluk; iyilik ve kötülük gibi yatay bir hareket değildir. Doğruluk dikey bir harekettir. İnsanın hakikatle olan bağını belirler. Bugün ki düzlemde gerçeklikten koparılmış bir hayat yaşıyoruz. Bir ağacın, bir çiçeğin, bir çocuğun farkında değiliz artık. Bir katliamı izleyip bir şeyler hissetmek kumandanın tek düğmesine basmamızla alakalı. Kumandanın tek düğmesine sığdırıyoruz duygularımızı zaplayarak kolayca değiştirebiliyoruz ruh halimizi ne acı”  Kaybettiğimiz şeylerin ne olduğunu, nerde durduğumuzu fark etmemiz gerek.’ Diyerek sözlerine sanal dünyanın bize hükmedişini anlatarak devam etti;

11061654_889006307829939_4483794879777012925_n

“Hucürat suresi 6. Ayette Der ki; ‘Ey iman edenler! Eğer bir fâsık size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz.’

Bir haberi araştırıp doğruluğuyla sunmak gerekir. Modernize olmak sanal medya demek aslında fotokopinin fotokopisidir. Gerçeklikten bahsetmek çok zordur. Artık sanal dünyada yaşıyoruz. Kablolarımız var. Hakikatle aramızdaki perde çok uzakta kalıyor. Kablolarla ne kadar az kontak kurulursa duygularında o zaman gerçeklikle bir bağı oluşur.

Matrix ve Bağımlılık

Matrix filmi bu konuyu bize biraz yansıtıyor aslında… İslam yaşamımız boyunca hakikatin merkezinde olmalı ama modern, postmodern dünya bunun üzerine bir örtü örtüyor. Amacımız kontrol edilebilir zihinler üretmek olmalı. Gerçeklikle buluşamıyoruz. Üzerimizdeki perdeyi atıp organik bağ kuramıyoruz. Sadaka taşları medeniyetinin çocukları değiliz artık. Bunu kaybettik.” Diyerek sözlerini tamamladı.

Özgür olmak kavramını bizden açıklamamızı isteyen Erboğa bu konuda da kendi özgün ifadeleriyle bizleri şöyle aydınlattı; “Özgür” olmak; insanın özünü gür tutmasıdır aslında. Biz özümüzü bulamıyoruz ki gür tutalım. Ben kendimi hala arayan biriyim özümü gür tutabilmek için çabalıyorum. İnsanın var oluş sebebi özünü gür tutmaktır.

Kavramsal olarak Halife olarak yaratıldık fakat şimdi birer köleyiz. Nesnelerin emrindeyiz. Öğrenilmiş duygularımız var. İnsan güdülenebilir. Peki, biz güden miyiz yoksa güdülenen mi?  Biz toplum olarak maalesef güdüleneniz.”

Kendi hayatındaki İstikrardan bizi kırmayarak kısaca bahseden Erboğa; “Namaz kılamadığım için powerturk’ten istifa ettim. Kanal 7 de işe başladım. Namazımı kıldım. Bu seferde secdede uzun kalıyorsun dendi. İnsan sorunsaldan uzaklaştığı müddetçe amaç-araç karışıyor. Amaç araca, araç amaca dönüşüyor. Amaçla aracı birbirine karıştırmamalıyız.”

“Her zaman için ‘Mümin müminin aynasıdır’ geleneksel değerlerimizi korumalı, doğru modellemeler oluşturmalıyız. Kendi hakikatini ortaya koyabilen düşünce yapısı oluşturmalıyız.” Diyerek tüm samimiyetiyle kendi hayat hikâyesinden örnekler verdi.

İkincisini gerçekleştirdiğimiz “İstikrar Zirvesinin”  ikinci adımı olan İstikrar Buluşmasını gerçekleştirdik.

İSTİKRAR kavramını Türkiye’nin gündemine taşıyan kurum olmayı hedefleyen Düşün Taşın Derneği, İstikrar Zirvesi’ne giden yolda her ay farklı bir konu ve konuşmacıyı katılımcılarla bir araya getirmeye devam edecek.

Büşra Kalemci

Düşün Taşın Derneği Organizasyon Ekibi Gönüllüsü

Yorum yok

Yorum Yaz: