İnsan hakları uluslararası arenada Birleşmiş Milletler düzeyinde ve bölgesel düzeyde korunur. Birleşmiş Milletler düzeyindeki sözleşmelerden Siyasi ve Medeni Haklar Sözleşmesi birinci kuşak haklar dediğimiz yaşama hakkı, din ve vicdan özgürlüğü, seçme ve seçilme hakkı gibi kişisel ve siyasal hakları güvence altına almaktadır.

sosyal haklar bm

Sözleşmenin koruma mekanizması, sözlşemeye taraf olan devletlerin belirli periyotlarla rapor vermesi ve sözleşmenin kurduğu mekanizmanın bu raporları incelemesi şeklinde gerçekleşen rapor usulüne dayanır.

Nispeten, devletlerin tabiri caizse birbirlerini şikayet ettikleri devlet başvurusu usulü ve bireylerin devletlerin ihlallerini bildirdikleri bireysel başvuru usulü de vardır. Birleşmiş Milletler düzeyindeki ikinci sözleşme Sosyal, Ekonomik ve Kültürel Haklar Sözleşmesi’dir ve bu sözleşme çalışma hakkı, sağlık hakkı gibi ikinci kuşak haklar dediğimiz sosyal hakları içerir. Bu sözleşme için de rapor usulü ve nispeten devlet başvurusu usulü vardır.

Bölgesel düzeyde en kapsamlı sözleşme Avrupa Konseyi çatısı altında yer alan ve birinci kuşak hakları koruyan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Protokolleri’dir. Bunun yanında yine aynı çatı altında ikinci kuşak hakları yani sosyal hakları korumayı amaçlayan Avrupa Sosyal Şartı vardır.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi adıyla oluşturduğu oldukça iyi bir koruma mekanizması varken sosyal hakları korumakla görevli olan Avrupa Sosyal Şartı’nda tam yargısal korumayı sağlayamayan bir komite mevcuttur.

sosyal haklar

Sosyal hak kavramı özellikle Sanayi Devrimi’yle birlikte işçi sınıfının çalışma koşullarının iyileştirilmesi için kullandığı bir kavram olarak ortaya çıkmıştır ancak bu hakları bu kadar basitleştirmemek gerekir. Sosyal haklar toplumun yoksul kesiminin yaşamını insan onuruna yaraşır bir seviyeye çıkarmak için temel araçlardır.

Sosyal haklar uluslararası düzeyde korunuyor şeklinde görünse de çok önemli bir ayrıntı göze çarpmaktadır. Bir devlet sosyal hakları koruyan sözleşmelere imza atsa dahi ekonomik sebeplerle bu hakları yerine getiremeyeceğini söyleyebilir ve ne yazık ki bunu yaptırıma bağlayabilecek bir mekanizma bulunmamaktadır.

Bir örnekle açıklamak gerekirse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne taraf olan bir devletin sınırları içinde birinci kuşak haklar içinde yer alan toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkıyla ilgili bir ihlal olduğunda bundan etkilenen bireyler Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunarak bu ihlalin cezalandırılmasını isteyebilirler çünkü bu mekanizma sağlam temeller üzerine kurulmuş ve işletilmektedir.

Ancak Birleşmiş Milletler Sosyal, Ekonomik ve Kültürel Haklar Sözlşemesi’ne taraf olan bir devlette meydana gelen sağlık hakkıyla ilgili bir ihlalde bu ihlalden etkilenenlerin uluslararası arenada haklarını arayabilecekleri bir mekanizma bulunmamaktadır.

Rapor usulüne dayanan bu sözleşmede devletler belirli periyotlarla heyetlerce incelenecek raporlar sunarlar. Heyet bu raporlarda sağlık hakkı yönünden bir eksik görse ve bu eksiğin giderilmesini istese dahi devletler ekonomik sorunlarını gerekçe göstererek bu eksikliği gidermekten rahatlıkla kaçınabilirler.

Sosyal hakların temel görevinin kaba tabirle yoksulları korumak olduğunu unutmamak gerekir. Bir devlet ne kadar zengin olursa olsun o devletin sınırları içerisinde bazı ihtiyaçlarını maddi olanaksızlık sebebiyle gideremeyen insanlar kesinlikle vardır. Bu insanları insan onuru bakımından nispeten daha varlıklı kişilerin seviyesine çıkartmak için sosyal haklar olmazsa olmazlardır.

İnsanı insan olduğu için koruyan kişisel ve siyasal hakların yanında insanı onuru için koruyan sosyal hakların varlığı da şarttır. Sosyal hakların içinde yer alan çalışma hakkına göre işçiler günlük belirli bir saat çalıştırılmalı tatilleri olmalı ve emek verdiği işin maddi karşılığını oranında almalıdır.

Bu standartlar insanı daha onurlu bir çalışma seviyesine çıkartmak için kullanılmıştır. Klasik haklar olarak adlandırılan kişisel ve siyasal haklar gibi bu hak da gayet doğal ve klasik şekilde algılanmalıdır. Örneğin barınma insanın temel ihtiyaçlarındandır. Bu yüzden sosyal haklar içerisinde yer alan konut hakkının temel ihtiyaç olarak görülmesi gerekir ve bu bağlamda  devletler tarafından yoksul insanların bu temel hakkı rahatça kullanması için kolaylıklar getirilmelidir. Devletler kaba tabirle param yok diyerek işin içinden sıyrılamamalıdır.

Sosyal hakların uluslararası arenada işlerliğini arttırmak için en önemli yol devletlerin ekonomik durumlarına uygun olarak bu haklar için zorunlu bütçe ayırmasını gerektirecek bir mekanizma oluşturmak ve bu mekanizmayı son tahlilde yaptırım uygulama kudretine ulaştıracak bir sistem kurmaktır. Bu şekilde oluşturulacak sözleşmelerin devletler tarafından imzalanması için de prestij teması devreye sokulmalıdır.

Hızla gelişen reklam sektörünün son yıllarda devletler tarafından tanıtım amacıyla sıkça kullanıldığını hesaba kattığımızda bir devletin sosyal hakları geliştirdiğini, dolayısıyla insan onurunu yücelttiğini göstermesi prestiji açısından oldukça önemli olacaktır. Tüm bu bilgilerin ışığında ortaya koyduğum çözüm yolunun ilk aşaması olan yaptırım kudretine erişmenin yolu, kurulacak somut bir mekanizmadan geçerken prestij konusu gayet soyut ve algısal olduğu için bunu zamana yayarak öncelikle insanların zihinlerine oturtmak gerekir.

Sosyal haklar insan onuru için vazgeçilmez haklardır ve bu hakların uluslararası alanda sağlıklı bir şekilde korunması tüm insanlığı ayağa kaldıracak bir araç olduğu için elzemdir.

Ahmet Cemil Kılıç

Düşün Taşın Derneği Çocuk Dünyası Ekip Üyesi

Yorum yok

Yorum Yaz: